Tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kırım'dan Dobruca'ya

17 Nisan 0
Kırım'dan Dobruca'ya

Rus istilâsı sonrasında baskılara maruz kalan pek çok Kırım Tatarı çareyi Aktopraklar adını verdikleri Osmanlı topraklarına göç etmekte aradılar. Bir kısmı doğrudan Anadolu’ya yönelirken bir kısmı da Kırım’a yakın olduğundan Karadeniz’in batı sahillerindeki Dobruca bölgesine sığındılar. Savaşlar ve imparatorluğun Balkanlardan çekilmek zorunda kalması sonrasında Kırım Tatarları için yeni bir göç macerası başladı. Dönem dönem Türkiye’ye göç edip geldiler. Kendilerine “Bulgaristan muhaciri” dense de köklerinden, Kırım’dan, ruhlarını hiç koparmadılar. Kırım’da doğup büyümedikleri, o toprakları hiç görmedikleri halde manevi bağları hep devam etti. Bu göçmenlerden biri olan Faik Özkan’ın hayat hikayesini kendi kaleminden aktarıyoruz.

Ben İbrahim Kerim Ablay oğlu Faik Özkan. 1920’de o zamanın Romanya’sının Hacıoğlu Pazarcık vilayeti, Balçık kazası, Mumçul köyünde doğdum.

1842 doğumlu Abdülkerim adlı dedemin babası, 1800 doğumlu Ablay, babası Kırım’da vefat ettikten sonra, 1812 yılında henüz 12 yaşındayken, Kırım’ın Bahçesaray mevkiinden annesi ve komşuları ile ayrılıp, Karadeniz kıyısında olan Hacıoğlu Pazarcık vilayeti, Balçık kazası, Mumçul köyüne yerleşmişler. O zamanlar bu vilayetin olduğu yerler Osmanlı toprağıymış.
Devamı

D e v a m ı ...

Kırım göçleri

17 Nisan 0
Kırım göçmeni

Tatarlar doğrudan deniz yoluyla Türkiye’ye, günümüzde Romanya ve Bulgaristan topraklarında kalan Dobruca’ya gittiler. Bazıları Dobruca’da kaldı, çoğu oradan da Türkiye’ye göç etti. İstanbul Karayları İspanya’dan gelen Sefarad'lardan önce Bizans zamanında gelmişler, her zaman diğerlerinden ayrı yaşamışlar, dini ve sosyal yönden Yahudi toplumuna katılmamışlardır. 1783 de Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesi üzerine İstanbul’a bir Karay göçü olmuştu fakat sayıları ancak yüzleri geçmemiş ve günümüzde ise ancak 30-40 kişilik bir gruba dönüşmüştür.

Karaylık, Yahudilikten kaynaklanan ve hahamlık geleneğinin, özellikle Mişna ve Talmud’da derlenen sözlü yasanın bağlayıcı niteliğine itiraz ederek, yalnızca yazılı yasa olan Tora’nın buyruğunu kabul eden ve 8. yüzyılda  Babil’de din adamlarıyla yaşadığı siyasal bir çelişme ve dışlanmadan ötürü Sefer-a Mizvot’un yazarı Anan Ben David’in başlattığı bir akımdır.

Bu akım, bu dönemde Irak, İran ve Filistin Yahudileri  arasında süratle yayıldı ve İstanbul yolu ile Avrupa’ya geçti. Karayların dinsel uygulamaları sadece Tora’dan esinlenir. Karaylar Talmud’dan türeyen Alaha’yı (şeriatı) tanımazlar. Örneğin Tora sonrası döneme ait Hanuka Bayramını kutlamazlar, Rabanut’un (din bilgelerinin) tefilin, mezuza, evlenme, boşanma ile ilgili emirlerini uygulamazlar. Ayrıca Rabanut dini takvimiyle farklılıklar müşahede edilir, bayramlarda farklılıklar vardır; Roş Aşana’da Şofar çalınmaz. Sukot’ta dört çeşit bitki uygulaması yoktur. Karayların sinagoglarında sandalye yoktur ve içeriye girmeden ayakkabılar çıkartılır. Sinagogları da David’in bir mezmuruna istinaden yer altındadır.
Devamı
D e v a m ı ...

Rumlar ve Türkler

14 Ocak 0

Wisconson da yaşayan Yugoslav göçmeni bir ailenin oğlu ve lisede eğitimini sürdüren Türk asıllı Emre'nin görüşlerinin verdiği ilham üzerine kaleme almaya başladım. Anlaşılan bu genç bizim gibi Tarih meraklısı... Diğer taraftan genç beyinlerin üretimi ilgi alanıma giriyor diyelim.

Şöyle bir ortam hayal edelim; Kıbrıs sorunu, Makedonya sorunu ve Ege kıta sahanlığı, Batı Trakya, Kosova-Sırbistan, Ege adaları, Konstantinapolis, yunan ekonomisi gibi sorunların olmadığını düşünelim. Bu nasıl olası olabilir?
Tamamı burada
D e v a m ı ...

Goralı

20 Eylül 0

Goralı’yı İcat Eden Ailenin Hikayesi
Kosova’dan Ankara'ya göç ederek gelen Goralı ailesi, öncelikle burada ufak bir dükkan açar. Tarihler 1945’i gösterirken dükkanları, sattıkları porsiyon sosisleriyle Ankaralıların sık sık uğradıkları bir lezzet noktası haline gelir. O tarihte porsiyon sosis kullanılmasının nedeni ekmeğin karne ile verilmesinden ileri gelir.
Tamamı burada
D e v a m ı ...

Odesa'lı bir kız

20 Mart 0

İyi günler.
Size de 

Ben bir bildiriciyim, Türkiye’den. Sizi tanıyabilir miyim?
Mariia Chernkbrovkina. Odessa doğumluyum, 24 yaşındayım, beş yıldır da Kiev’de Pazarlama Tasarımı yapan GNF-Avusturya işletmesinde çalışıyorum.
Tamamı burada
D e v a m ı ...

Köv Ekmeği

07 Mart 0

Ateş tuğlası ve kerpiçten mamur ekmek fırınlarında pişirilir köy ekmeği.
Bizim ağzımızda köv ekmeği oluverir.
y ile v değişimi pek bilindik bir dil özelliği olmamakla birlikte yakışır ağızlara.
80’li yıllarda hemen herkes aynı yolla tedarik ederdi ekmeğini.
Tamamı burada
D e v a m ı ...

Seyit Ali Çabuk

18 Haziran 0










Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.
Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.

Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.
Tamamı burada
D e v a m ı ...

Bahargrad

14 Haziran 0

Doğanın kanunu böyle…Belli yaşa geldiğimiz zaman arka arkaya anne, baba veya bir başka yakınımızı kaybediyoruz. Ölüm, zaman zaman çok ani yakalıyor, zaman zaman ise uzun ve yorucu bir hastalığın veya sürecin ardından ortaya çıkıyor.

Bizler, bu süreçte büyüklerimizin yakınında isek şartlar elverdiğince, gücümüz yettiğince, elimizden geldiği kadar görevlerimizin bir kısmını yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu arada zorlanıyoruz, üzülüyoruz, destek arıyoruz. Yanlarında olamıyorsak durum daha da kötü… Çünkü işin içine görevini yerine getirememenin üzüntüsü, sıkıntısı ve vicdan azabı da giriyor.
D e v a m ı ...

Sarı Gelin

21 Ocak 0




















Sarı Gelin türküsü, Kuzeydoğu Anadolu coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Türklerin büyük bir kolunu teşkil eden Kıpçakların diğer adı da Kuman'dır. Diğer kavimler, Kıpçakları sarışın anlamına gelen Kuman adıyla veya bu anlama gelen başka kelimelerle anmışlardır.

Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ve Kür ırmakları boyunda yaşayan Hristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Bölgeye gelen Arap din adamlarından birinin aşık olduğu bu sarışın güzel etrafında gelişen efsaneler, Kars ve Erzurum yörelerinde yaşamaktadır.
Türk kültüründen etkilenen Ermeniler arasında birçok şifahi halk edebiyatı ürünümüzün yaşıyor olması, Sarı Gelin türküsünün, bir Ermeni türküsü olduğu iddiasının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Tamamı burada

D e v a m ı ...

Karamanlı

23 Kasım 0

Bugün Türk dünyasının büyük bir çoğunluğunun İslâm dinine mensup olduğu bilinmekle birlikte, Musevî Karaylar ve Kırımçaklar, Budist Tuvalar ve Sarı Uygurlar ve Hıristiyan Gagauz, Çuvaş, Kreşen Tatar, Hakas, Saha, Dolgan ve Tofa-Karagas gibi Türk boylarının da var olduğu çoğu zaman gözden kaçırılabilmektedir. Diğer taraftan, Türk oldukları şüphe götürmeyen ve Müslümanlıktan farklı inançları benimseyen bu toplulukların dışında günümüzde dilleri, adet, gelenek ve görenekleriyle Türk dünyasıyla benzer özelliklere sahip iki Hıristiyan topluluğun daha varlığı dikkat çekmektedir: Karamanlılar ve Urumlar olarak adlandırılan bu Hıristiyan topluluklardan ilki 1924 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Türk-Yunan Ahali mübadelesi sözleşmesi ile Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilen ve Rum olarak değil de, Karamanlı olarak adlandırılan Ortodoks Hıristiyanlardır. Urumlar ise, 1783 yılına kadar Kırım’da yaşamış, daha sonra II. Katerina tarafından Kırım’dan çıkarılarak günümüz Ukrayna topraklarında özellikle Donetsk bölgesine yerleştirilen Türkçe konuşan Ortodoks Hıristiyan bir topluluktur. Bu bildiride adı geçen bu iki topluluğun tarihî süreçteki durumu ve sosyo-kültürel yapıları 2001 yılında Yunanistan’da ve 2002 yılında Ukrayna’da gerçekleştirilen saha çalışmaları ve literatür taramaları sonucunda elde edilen ilk veriler ışığında değerlendirilmeye çalışılacaktır.
D e v a m ı ...

Türkçe' nin ihracatı

01 Aralık 0

TDK'nın, yabancı dillere geçen sözcüklerden oluşturduğu sözlükte yaklaşık 8 bin 500 madde bulunacak.

Türk Dil Kurumu, Türkçeden diğer dillere geçen sözcükleri "Türkçe Verintiler Sözlüğü" adıyla bir araya getirerek yayımlamaya hazırlanıyor. Beykent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günay Karaağaç'ın 10 yıllık çalışması sonucunda hazırlanan sözlüğe göre, Türkçe, aralarında Çince, İngilizce, Ermenice, Rumence, Yunancanın da bulunduğu çok sayıda dile 20 bini aşkın sözcük verdi.
Tamamı burada
D e v a m ı ...
Blogger tarafından desteklenmektedir.